Finansal okuryazarlık konusunda kendine bir şeyler katmak isteyen, belki yeni bir bakış açısı
kazanabilir miyim diye düşünen arkadaşlara, biraz katkı sağlamaya çalışacağım. Sizlere hisse
senedi fiyatlarının nasıl oluştuğunu ve zaman zaman nasıl saptığından bahsedeceğim.
Hisse senedi fiyatları ilgili şirketin bugünkü ve gelecek karlarının toplamının bugünkü değerini
yansıtır. Hisse senedinin değeri buradan gelir. Bir şirkete ortak olduğunuzda şirket para
kazandıkça siz de ortaklığınız oranında para kazanırsınız ve şirket faaliyetine devam ettikçe pay
almaya yani para kazanmaya devam edersiniz.
Şirketin gelecekte ne kadar kar elde edeceğini ve edecekse ne zaman edeceğini maalesef
bugünden bilemiyoruz, ama bazı öngörülerde bulunabiliriz. Yatırımcıların öngörüleri
birbirinden farklı olabilir ve bu gayet normal bir durumdur. Geleceğe dair öngörülerimiz
şirketin bugünkü durumu, geçmişi, yöneticileri, faaliyet alanı ve yatırımları gibi verileri
inceleyerek şekilleniyor. Tabii yukarıda söylediğim gibi her yatırımcının öngörüsü farklı olsa da
şirkete ait veriler sağlıklı bir şekilde ele alınırsa yatırımcıların geleceğe yönelik beklentileri üç
aşağı beş yukarı aynı olacaktır.

Geleceğe dair öngörü piyasadaki alternatif yatırımların getiri oranları (faiz), likidite koşulları ve
yatırımcı sabrına göre gereğinden fazla büyütülebiliyor veya bazen çok küçümseniyor. Biz buna
iskonto oranı olarak adlandırıyoruz.

t dönemindeki kar payı
r: Faiz oranı
Yukarıda yer alan denklem incelendiğinde faizler yüksekken, likidite koşulları sıkışıkken,
gelecekte kazanılacak paralar pek bir anlam ifade etmiyor. Aksine faizler düşükken, likidite
bolken gelecekteki kazançlar anlam ifade etmektedir. Burada faizler yükseldiğinde hisse
senedi değerinin düştüğüne dikkat edilmelidir.
Şirkete ait verileri ve ülkenin ekonomik koşullarını göz önüne alarak geleceğe dair gerçekçi
değer hesaplamamıza rağmen bazen uzun yıllar boyunca değerinin altında kalan ya da bazen
ederinin üstünde değerlenen hisse senetleri olabiliyor.
Bu durumun birkaç nedeni olabilir. İlki içinde bulunulan piyasanın durumu. Bir diğeri ise hisse
senedi piyasasında yatırım yapanların veriler yardımıyla hesaplanan gerçekçi değerden
bihaber olması.
Piyasada işlem yapan yatırımcıların büyük bir kısmının fiyatlar ile ilgili herhangi
bir fikri yok. Piyasada var olan bir diğer yatırımcı türü ise profesyonel yatırımcılardır. Bu
yatırıcımlar hisse senetlerinin değerlerini belirli bir ölçüde tahmin edebilen ve işlemlerini buna
göre yapan yatırıcımlardır. Ancak sayıları piyasa ile ilgisiz ve piyasa hakkında bilgisi olmayan
yatırımcılara oranla oldukça azdır.
Bu noktada hisse senedi fiyatı ile ilgili Paul Cootner tarafından geliştirilen Fiyat-Değer Etkileşim
modelinden bahsedebiliriz. Paul Cootner’a göre piyasalarda işlem yapan iki tür yatırımcı
mevcuttur. İlki hisse senetleri hakkında sınırlı bilgiye erişebilen, erişse bile bu bilgiyi nasıl
kullanacağını bilmeyen standart yatırımcılardır. Bu tip yatırıcımlar yatırımlarını daha çok
sağdan soldan aldıkları duyumlara (sosyal medya, arkadaş tavsiyesi vs.) göre yapmaktadır.
Ellerine para geçtikçe alım yapan, nakite sıkıştıklarında ise satış yapan yatırımcılar bu grup
içerisinde yer almaktadır. Paul Cootner'a göre ikinci grup daha sofistike yatırımcılardan
oluşmaktadır. Bu grupta yer alan yatırıcımlar şirket ile ilgili haberleri ve bilgileri dikkatli bir
şekilde takip etmektedir. Hisse senedinin değerini tahminleyip bu değerden sapmalar
meydana geldiğinde alım ya da satım (sapmanın yönüne göre) yapan yatırıcımlardır.
Bir hisse senedinin fiyatı bu iki tür yatırımcının hareketleriyle aşağıdaki gibi bir seyir
izlemektedir. Burada mavi çizgi profesyonel yatırımcılar tarafından hesaplanan ortalama
değerdir. Hisse senedinin fiyatı diğer grupta yer alan yatırımcıların gerçekleştirdikleri işlemlerle
hareket etmektedir.

Fiyat kesikli çizgilerle gösterilen seviyelere geldiğinde profesyonel yatırımcılar devreye giriyor.
Çünkü bu noktada profesyonel yatırıcımlar açısından tatmin edici bir kazanç fırsatı doğuyor.
Standart yatırımcılar fiyatların yükseldiğini görünce trene binmeye başlıyor ve fiyatları daha da yukarı çekiyorlar. Trenden inme noktasında ise panik yaparak ucuza satabiliyorlar. Bu esnada şanslı olup kar eden birileri muhakkak oluyordur. Ancak istisnaların kaideyi bozmadığı unutulmamalıdır:)
Bu standart yatırımcılar olmasa ne olur? Ben size hemen cevap vereyim. Bizler gibi profesyonel yatırıcımlar için çok kötü olur. Çünkü piyasaya likiditeyi sağlayan, piyasayı canlı tutan bu tip yatırıcımlardır. Paul Cootner modeli fiyat oluşumlarını anlamak adına oldukça faydalı ancak doğal olarak bu modelde gerçek hayatta var olan manipülatörlere, tahtacılara yer verilmemiştir.
Her yatırımcının en azından temel seviyede finansal okuryazarlık bilgisine sahip olması
gerekmektedir. Bunu yukarıda basit bir model üzerinden anlatmaya çalıştım. Siz değerli
takipçilerim hiç endişelenmeyin. Herhangi bir piyasada işlem yaparken gereken finansal
okuryazarlık seviyesine birlikte ulaşacağız. Buna yönelik eğitimlerimiz en kısa sürede
başlayacak.